Randevu için: +90 537 217 37 47

Tüp Bebek Tedavisinde Bilinmesi Gereken 10 Detay

tup bebek hakkinda bilinmesi gerekenler

Çiftlerin tüp bebek tedavisine başvurmadan önce ve tedavi uygulanırken tüp bebek tedavisi ile ilgili merak ettiği pek çok konu vardır. Bu konularla ilgili bilgi edinmek için mecralardan araştırmalarda bulunurlar. Elbette ki tüp bebek tedavisi ile verilen her bilgi tedavi ile ilgili konuları kapsaması açısından önem taşımaktadır. Ancak tüp bebek tedavisinde bilinmesi gereken bazı detaylar vardır.

Tedavi ile ilgili olarak çiftler açısından oldukça önem taşıyan “tüp bebek tedavisinde bilinmesi gereken 10 detay” hakkında detaylı bilgi edinmek için yazımızın devamını okuyabilirsiniz.

1.Bebek sahibi olamayan çiftler hekime ne zaman başvurmalıdır?

Kısırlık sorunu yaşayan çiftlerde doktora başvurma suresindeki en önemli etken kadının yaş faktörüdür. 35 yaşın altında, çiftin kendi ya da aile hikayesinde bu konuyla alakalı bir risk söz konusu değilse ve doğum kontrol yöntemlerine başvurmaksızın düzenli olarak bir yıl cinsel ilişki girildiği takdirde gebelik gerçekleşmiyorsa doktora başvurulmalıdır. Aynı durum söz konusu kadın 35 yaş üstünde ise 6 ay için geçerlidir ayrıca 38 yaş üzerinde ve yumurtalıklarını olumsuz yönde etkileyebilecek kemoterapi ya da yumurtalıkla ilgili bir cerrahi işlem geçirmişse yine aynı şekilde erkekte de sperm hücresini kötü bir şekilde etkileyecek kemoterapi ya da operasyon geçmişi mevcut ise çiftler zaman kaybetmeden doktora başvurmalıdır.

2-Aşılama denemesi yapılmadan tüp bebek tedavisine başvurmak uygun mudur?

İnfertilite (kısırlık) sebebinden kaynaklı olarak bazı hastalarda aşılama uygulamasından önce yumurtlama uyarısı veya aşılama gibi üremeye yardımcı tekniklerden destek alınmalıdır. Bu tip vakalarda sadece bu tekniklerde bir başarısızlık söz konusu olursa tüp bebek tedavisine geçilir. Ancak belirli bir grup hastada ise diğer tekniklerin başarı olasılığı hiç yoktur veya bu olasılık çok düşük bir orandır. Böyle vakaların gözlemlendiği hasta grubunda da tüp bebek tedavisi ilk tercih olmalıdır.

  • Her iki tüpü de tıkalı olan kadınlar,
  • Erkekte sperm yokluğu yani azospermi
  • 38 yaş üstü kadınlar

3.Tüp bebek tedavisinde gerek duyulan testler hangi sıraya göre yapılır?

  • Erkeğe sperm testi,
  • Kadının yumurtlamasının değerlendirilmesi açısından kan (hormon) testleri,
  • Kadının tüplerinin açık ve rahim içerisinin normal olup olmadığı açısından inceleme yapmak için başvurulan testler. Bu hedefle sıklıkla ilaçlı rahim röntgen filmi ( Histero-salpinga-grafi, HSG) çekilmektedir.

4.Tüp bebek tedavisinde başarı oranı nedir?

  • Döllenme oranı %80’ in üzerinde olmalıdır.
  • Beta HCG testinin pozitif çıkması oranı %50 civarında olmalıdır.
  • Ultrasonografi ile değerlendirilebilen ve takip edilen gebelik oranı %40 civarında olmalıdır.
  • Canlı doğum oranı ise %30 civarında olmalıdır.

Üç başarısız netice alınmış tüp bebek tedavisi ardından çiftler açısından gebeliğin gerçekleşme oranını ne yazık ki çok arttırmamaktadır. Preimplantasyon genetik tanı (embriyo transferi işlemi öncesi genetik araştırma), co-culture ( laboratuvar koşullarında yapay ana rahimi oluşturulması) , sperm tercih tekniklerinin değiştirilmesi gibi ek yöntemler uygulanmaktadır. Fakat bu tekniklerin de başarıyı anlamlı oranda yükselttiğine dair yeterli kanıt henüz bulunmamaktadır. Söz konusu hastalara blastosist transferi tavsiye edilmeli aksi takdirde transfer yapılmamalıdır.

5.Blastosist transferi nedir? Hangi koşullarda bu teknikten destek alınır?

Günlerdir gelişerek hücre sayısı fazlalaşan embriyolar beşinci gün itibariyle iki farklı hücre tipine ayrılması ile aralarında sıvı biriktirir. Bu embriyolara ‘Blastosist’ denir. Ancak her embriyo bu aşamaya kadar gelişimini sürdüremez, daha erken bir süreçte gelişimini durdurur. Yalnızca o embriyoyu meydana getiren sperm ve yumurta kaliteleri çok düşük değil ise embriyo gelişimini sürdürür, aksi takdirde vücut savunma fonksiyonunun neticesinde düşük kaliteli hücrelerin birleşmesiyle meydana gelen embriyoların gelişimleri daha erken bir süreçte durdurur. Yapılan birtakım çalışmalar, blastosist evresine gelmiş olan embriyoların bile bir kısmının gebeliğin gerçekleşmesine ya da gebeliğin devam etmesine izin vermeyecek derecede düşük kaliteli hücreler içerdiğini göstermiştir.

Fakat bu oran erken süreçte gelişimini durduranlara göre çok daha düşüktür. Hastaya blastosist transfer etmek tüm bu bilgiler ışığında gebeliğin gerçekleşmesi şansını artırmak anlamına gelmektedir. Hastaya ne kadar az embriyo transfer edilirse blastosist transfer ederek gebeliğin gerçekleşme şansı bir o kadar artırılmış olur. Bu yüzden, transfer sayısının kısıtlandığı durumlarda blastosist transferi işlemi ile başarı oranını artırıcı bir etki yapılmaktadır. Ülkemizde iki yıl önce uygulamaya dahil edilen yönetmelik transfer edilen embriyo sayısına kısıtlama getirerek riskli olan çoğul gebeliklerin gerçekleşme oranı azalmıştır. Bu durum blastosist transferine yönelmeye sebep olmuştur. Hastadan yeterli miktarda ve kalitede blastosist elde edildiği takdirde tedavilerin başarısız neticelenmesi etkeni olarak embriyo dışı sebeplere yönelmek yararlı olacaktır.

6.Sperm tercihinde yenilikçi yaklaşım nelerdir?

Günümüzde sperm kalitesinden bahsedildiğinde eskiden olduğu gibi sperm sayısı, hareketliliği, şekli gibi parametreleri akla gelmemektedir. Spermin kalitesi kalıtsal yapısı ve bu yapının çevresel etkenlerden ne derece etkilendiği ile ilişkilidir. Embriyo gelişimi konusunda spermin temel katkısı budur. Sperm analizi yapılırken embriyo gelişimi konusunda etkili olacak kalıtsal özellikleri en az hasar görmüş, mümkünse hiç görmemiş spermleri tercih edebilmek ve yumurta hücresi ile bu spermlerin birleşmesini sağlayabilmektir. Sperm hücresinin yüksek büyütmede tercih edilmesi (IMSI), bazı moleküllere bas kısmının bağlanması veya bağlanmaması yoluyla tercihleri (PICSI ya da MACS benzeri teknikler) bu hedefle kullanıma girmiştir. Ancak bu tercih tekniklerinin geçerliliği tam manasıyla ve en doğru bilimsel teknikler ile henüz kanıtlanmamıştır. Bunun için daha vakite gerek duyulmaktadır.

7.Genetik analizlere ne zaman gereksinim duyulur?

Genetik analizlere katiyetle gereksinim duyulan durumlardan ilki; ailede kalıtsal yolla doğacak bebeğe geçen ve geçebilecek ve sorumlu kromozom veya gen kısmının bilindiği durumlardır. Bu bölge ya da kromozomlar embriyolar üzerinde analiz edilip hastalık taşımayan embriyolar transfer edilebilir. Bir diğer durum tekrarlayan düşükler ve başarısızlıklardır. Her iki durumda da bazen embriyoların genetik açıdan sorunlu olmaları problemin temeli olabilir. Buna bağlı olarak çiftlere tüp bebek tedavisine başlamadan önce ayrıntılı tetkikler yapılmalı ve embriyoların genetik sorunları haricinde aynı probleme sebebiyet verebilecek diğer etkenler ayıklanmalıdır. Bundan birkaç sene öncesinde kadında yaş ilerlemesi, ileri derecede sperm sorunları gibi durumlarda da embriyo üzerinde genetik analizlere gereksinim duyulurdu. Günümüzde bu bakış açısında biraz daha esneme olduğu söylenebilir.

8.Tüp bebek tedavi yöntemlerindeki yenilikler nelerdir?

Embriyoların dinamik takibinin yapıldığı embriyoscope tüp bebek tedavisi yöntemlerindeki yeniliklerdendir ve bu sayede başarı sansı arttırılmaktadır.

9.Dondurma tekniğindeki son aşama nedir?

Günümüzde yavaş ve hızlı olmak üzere iki farklı dondurma tekniği bulunmaktadır. Beş yıl öncesine kadar yavaş dondurma tercih edilirken günümüzde hızlı dondurma tekniği daha çok uygulanmaktadır. Hızlı dondurma tekniğinde embriyoların tümünün hasar görmeden canlıklarını sürdürmeleri olasılığı daha yüksek. Bu da doğal olarak başarı oranlarına yansımaktadır. Dondurma-çözdürme tedavilerinin bir avantajı daha vardır. Bu avantaj da rahim dokusu oldukça doğal bir haldedir ve embriyoyu kabul etme mekanizmasında bir zarar söz konusu değildir. Bu uygulamanın geçerliliği ve çifte yararları artık bilimsel yayınlarda da görüldüğü üzere kanıtlanmıştır.

10.Tüp bebek tedavisi kaç defa tekrarlanmalıdır?

İstatistiksel açıdan tüp bebek tedavisine başvuran çiftlerin %95’i üç kez tekrarlamalıdır. Geri kalan %5’i içinse bir sınır söz konusu değildir. Bilimsel yayınlar ışığında tüp bebek tedavisi gören çiftlerde yüzde doksan beşi ilk üç deneme ardından gebeliğin gerçekleşme şansının genel olarak artıramadığı kanısına varılmaktadır.

Bir önceki yazımız olan Tüp Bebek Tedavisinde Genetik Uygulamalar başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.